SPOR VE EĞİTİM

SPORUN sevilip, yaygınlaşması adına verilen çabaları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Ülkemizde spor denince ilk önce Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ismi gelir. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görev ve sorumluluklarını hepimiz biliyoruz.

Burada asıl öneli olan şey ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın sporun neresinde ve sorumluluklarının ne olduğudur.

Spordan ve gençlikten söz edecek olursak her iki bakanlığında Türk gençliği ve sporu için önder ve öncü adresler olduğunu söyleyebiliriz.

Son zamanlardan iki bakanlık arasından yapılan protokoller de bu gerçeği gözler önüne sermekte. Sevindirici taraf iki bakanlığın bir araya gelerek spor adına güzel işlere imza koymaları. Bir kez daha hatırlatmak adına yıllardır bir sürü protokoller yazılır çizilir ve imzalanır.

Sonrasından o ilk günkü heyecan kaybolur ve dosyalar tozlu rafların arasında tekrar ele alınarak açılmayı bekler. İnşallah bu anlayışımızdan vazgeçerek gerçekleştirmek istemiş olduğumuz tüm projelerimizi sonlandırırız.

Sporda arzu ettiğimiz yere ulaşmak için kat edilecek uzun bir yolumuz olduğunu hepimiz çok iyi bilmeliyiz.

Dinamik ve üretken toplumlar sporun gücünü her geçen süreçte yaşamlarında daha etkin kılarken, üzülerek ifade etmeliyim ki, Türkiye’de milyonlarca insanın hayatında, spor çok az yer kaplamakta. Bu çok tehlikeli bir durum.

Dünyanın en genç nüfusuna sahip ülkemizdeki lisanslı sporcu sayısına baktığımızda insanı soğuk terler basıyor. Rakamlar hiç de iç acıcı değil.

Yıllardır Türk sporunun en büyük kaynağının okullar olduğunu söyleriz. Ne hikmetse bu devasa zenginlikten bir türlü istediğimiz sonuçları alacak projeleri hayata geçiremiyoruz. Biz ülke olarak spor kültürünü yaygınlaştırmak, sporcu sayısını arttırmak istiyorsak, bunun ilk adresi okullar olmalıdır.

Gelecekte ülkemizi yönetecek 18 milyon öğrenci okul sıralarında eğitim ve öğretim görüyor. Bu muhteşem zenginlikten sadece ve sadece 1 milyon öğrenciyi spor kültürü ile tanıştırmışız.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğini aralarındaki protokolleri acilen devreye sokarak bu sayıyı çok daha yukarılara çekebiliriz. Okul – kulüp – aile işbirliği mutlak suretle sağlanarak hedefe birlikte yürünmeli. Çocuklarımızı okula adımını attığı ilk gün sporla tanıştırmalıyız. Geleceğimizi sadece ders kitapları arasında arama yanlışından derhal dönmeliyiz.

Sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle desteklenmeyen eğitim uzmanlar tarafından eksik eğitim olarak değerlendiriliyor. Çağdaş bir eğitimin olmazsa olmazlarından  spor, temel önceliklerimiz arasında olmalı. Spor alanının en etkin sivil toplum kuruluşu olan ve 81 İlimizde faaliyet gösteren Amatör Spor Kulüpleri Federasyonları da bu kaçınılmaz işbirliğine dahil edilirse hayaller kısa sürede gerçeğe döner.

Günümüz toplumları öyle bir hale geldi ki herkes bir başkasını ötekileştiriyor, bu noktada spor ise savaşan ülkeleri bir araya getiriyor. Sporun bu büyük gücünden daha çok yararlanmamız ülkemize, başta sağlık olmak üzere sosyal, ekonomik, istihdam noktasında çok büyük kazançlar getirecektir.

Vakit geçirmeden spor şemsiyesinin altında toplanmalıyız. Her daim hayallerimizde olan Türkiye’nin bir spor ülkesi olması için Bakanlıklarıyla, Genel Müdürlükleriyle, okullarıyla ve de olmazsa olmaz sivil toplum kuruluşları ile bu kaçınılmaz işbirliğini sağlayarak, Türkiye’nin bir spor ülkesine dönüşümünü gerçekleştirmek için hep birlikte çaba harcamalıyız.

İlk yorum senden gelsin!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir