SPOR, çağımızda en çok ihtiyaç duyulan “Birlik” olgusunu, tüm insanlığa ulaştırmak için kullanılan önemli bir araçtır. Coşkulu ve bir o kadar da şiddetten uzak duyguları, Fair Play kavramını, hassas dengeler içerisinde farklı kültürdeki kişilere ulaştıran spor olgusu, misyonu gereği kişiler, bölgeler ve hatta ülkeler arasında yeri geldiğinde barışçıl çözümlerin üretilmesine olanak sağlayan süper bir güce sahiptir.
Peki biz ülke olarak, dünyada birlik ve beraberlik ateşinin yakılmasında bu kadar önem arz eden bir olgunun ne anlama geldiğini kavrayabilmiş durumda mıyız?
Bu soruyu sporun önemini kavrayan ülkelerdeki örneklere bakarak herkesin hakkaniyetle kendisine sorması gerekiyor.
Dünyanın her yerinde başkentler her alanda olduğu gibi spor alanında da ülkelerinin lokomotif görevini üstlenmişlerdir. Cumhuriyetin ilanı ile Başkent Ankara , ekonomi, kültür, sanat, eğitim olmak üzere bir çok alanda genç ve modern Türkiye’ye öncü olmuş, ülkemizin gelişimine katkılar sunmuştur.
Ancak olaya spor ölçeğinden baktığımızda ne yazık ki aynı şeyleri söylemek mümkün değil.
Birçok alanda öncü olan Ankara, günümüzde spor alanında fakir kalmasının sebeplerini detaylı bir şekilde mutlaka sorgulamalıdır.
Tabi burada yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, iş adamlarının ve basının kendini spor açılarından bakarak yeniden tanımlaması gerekiyor.
Olimpiyat düzenlemeye aday bir ülkenin Başkent’inde sporun her alanı mercek altına alınmalı.
Tüm taraflar samimi bir şekilde özeleştiri yaparak, eksik taraflarını değerlendirip Başkent Ankara’da spora nasıl katkı yapabiliriz sorusunu masaya yatırmalıdırlar.
Spor alanında bu kadar ihmal edilmiş olan Başkent Ankara’ya fikirleriyle hamleleriyle katkılar sunacak, tüm birimlerin bir araya gelip bir ‘Spor Komisyonu’nun oluşturulmasında yarar görmekteyim.
Bir süper güç olarak ele aldığımız sporun Başkentimize katacağı çok farklı yararları bulunmaktadır.
Ekonomik ve sosyal açıdan Ankara’ya sağlanacak kazanımlar tüm kesimlere detaylı bir şekilde anlatılmalıdır.
Çok popüler olmasına bağladığımız ancak gözden kaçan bir ayrıntı var.
O da, ‘spor futboldan ibaret değildir’ anlayışıdır. Sürekli olarak futbol ile ilgileniyoruz. Sanki atletizm, badminton, eskrim, oryantring bir spor branşı değildir. Sporun gücünü artı bir değer olarak kullanmak istiyorsak öncelikle bu anlayışı yıkmak zorundayız.
Spor kültürünü oluşturmak için hep birlikte gayret etmeliyiz. İnanıyorum ki diğer spor dallarına da özlem duyulan ilgi ve alaka sağlandığı zaman birçok şey değişmeye başlayacaktır.
Ne kadar küçük yaşlardan itibaren çocuklarımızı spor ile tanıştırırsak o kadar büyük işler yapmış olacağız.
Okumayı, yazmayı yeni yeni öğrenen aynı zamanda da spor ile kaynaşan çocuklarımız gün gelecek ülkemizde düzenlenecek olimpiyatlarda bize nice şampiyonluklar yaşatacaklar.

