Ülkemizde farklı alanlarda başarıya ulaşmak için bir çok kişi tarafından fikirler üretilip,düşünceler dile getiriliyor.Lakin,üretilen fikirler hep masada kalıyor.Doğru’nun on farklı yolu vardır,onu da aynı yere çıkar.Ancak gelin görün ki coşkulu söylemleri millet olarak eyleme dönüştürememek gibi bir sıkıntımız var.Kumandayı elinize alın ve kanalları tek tek gezin. Alanında uzman kişiler tarafından ülkemizde, uyuşturucuyla nasıl mücadele edilmesi gerektiğinden tutun da obeziteye karşı nasıl önlem alınmasına kadar bir çok konuda televizyon programının yayın süresi boyunca fikirler veriliyor.Ertesi gün yine aynı yayın saatinde farklı bir konu gündeme geliyor.Peki insanları heyecanlandıran sözleri etkili bir biçimde aktarmakla meseleler hallolmuş oluyor mu? Evet mücadeleye masada başlanır. Ancak bir fikir için saha da mücadele edilmiyorsa, üzgünüm o fikir sadece dudak aralarına hapsolur.
BİR FİKİR İÇİN
‘’Daha çok gence spor yaptırabilmek’’ cümlesi yapı itibariyle çok basit kelimelerden oluşmaktadır.Klavyede 29 tuşa basarak yazılabilen bir cümleyi eyleme dönüştürebilmek için var güçleriyle gerek masada gerekse sahada üreten,mücadele eden insanlar var.Peki ne için var bu insanlar? Ahmet uyuşturucu tuzağına düşmesin,Ayşe hayattan umudunu kesip henüz 20’li yaşlarda antidepresan hapları kullanmasın diye varlar.Gecelerini gündüzüne katan,Ahmet’i,Ayşe’yi spor ile buluşturabilmek için çırpınan,üstelik bunu da tamamen karşılıksız yapan amatör spor gönüllüleri bu ülke için umut kaynağıdır.Yüksek bir idealle tüm ülkede örgütlenen Amatör Spor Kulüpleri Federasyonları, bugün bize bir fikir için nelerin feda edileceğini,bu yolda nelerin başarılabileceğini göstermektedir.Kısaltmasıyla ‘’ASKF’’ler yeri geldiğinde masada dirsek çürütür,yeri geldiğinde ise sahada mücadele eder.
AYNI SENARYO
Galatasaray,Şampiyonlar Ligi grup maçında Borrussia Dortmund’a deplasmanda 4-1 yenildi.Aynı senaryoyu izlemeye hazır mısınız? Günlerce teknik direktörün yanlış oyuncu tercihinden tutun da,futbolcuların mücadele etmeyişlerinden dem vurulup durulacak.Son olarak da Türk Sporu bu şekilde gelişemez denilerek ifadeler son bulacak.Aman Allah’ım Türk Spor’u Cesare Prandelli’nin yanlış oyuncu tercihlerine bakarak gelişemeyecekse gelişmesin zaten.Bu kadar vizyonsuzluk olamaz.Türk Spor’unun gelişimi anlık başarılara bağlı değildir.Umut’un,Olcay’ın,Alper’in atacağı bir golle gelişmişlik arasında hiçbir bağ bulunmamaktadır.Biz ne San Marino’yuz, ne de Andorra’yız.Artık bulunduğumuz durumdan silkinip gücümüzün farkına varmalıyız.
RUH YOK DİYENLERE
‘’Bizim sporcularda ruh yok’’ diyenlere belli konularda hak veriyorum.Bu noktada tekrardan özellikle spor ruhunun kazanımının neye bağlı olduğunu burada sayfalarca anlatabilirim.Ancak daha kolayı var. Nasıl spor ruhuna,o heyecana sahip bir takım,sporcu grubu oluşturabiliriz diyorsanız.Hafta sonu eşinizi,çocuğunuzu alın Ankaramızda bir amatör futbol mücadelesi izleyin.Merkezi konumda bulunması açısından 19 Mayıs Stadyumunun yanında bulunan ‘’Amatörün Wembley’’i olarak nitelendirilen Dış Sahalarımıza gelebilirsiniz.Oyundan kopmayışı,sonuna kadar mücadeleyi,kazanmak için Fair-Play anlayışını elden bırakmadan hırz,azim,kararlılık gösteren sporcularımızı,takımla bütünleşen Başkan ve Antrenörlerimizi bir izleyin.İşte o zaman cevabı kendi kendinize vereceksiniz.Çare Amatör Futbol’da

