TARİH harmanlanması dikkate alınarak, herhangi bir sosyal olayda bir döneme damgasını vurmuş kişilerin, bıraktıkları mirasları unutmamak lazım. Bu olayların hatırlanması ve isimlerini onurlandırmak adına belli zaman içinde katkısı olan insanların tarihe altın harflerle kazındığını hepimiz biliriz. İstisnaların kaideyi bozmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, dünya tarihinde kamu ve özel alanda yönetici sıfatını taşıyan ve bunun yanında özveri ile çalışan herkesin tek arzusu, toplumda iz bırakmak için yoğun gayret etmektir. Bırakılan izin büyüklüğünün insanların kişiyi yaşatma arzusu ile doğru orantılı olması gerekir.
Bunları anlattıktan sonra asıl konumuza dönecek olursak, ‘Amatör Spor Camiası’na hizmet eden tüm yerel yöneticilerimize sporun içinden olan başkan ve yöneticilerine büyük bir fırsat sunuyor.
Vefanın ve fedakarlığın vücut bulduğu bu camia kendisine hizmet eden herkesi tarihe altın harflerle yazılmasını ve gönüllerinde en güzel yerinde yaşatacağını vaat ediyor. Bu büyük fırsat karşısında heyecanlanmayacak, istifade etmek için çaba göstermeyecek bir tane yerel yöneticimizin, spor adamlarının varlığına inanmak istemiyorum.
Özellikle Yerel Yönetimlerimiz, kanuni hak ve yükümlülükleri doğrultusunda amatör sporun en büyük destekçisi durumuna gelmelidir. Böyle bir seviyeye ulaştığımız takdirde bugün ne zararlı maddelerin yaygınlaşmasını konuşuruz ne de toplumda infial yaratan ve kişide psikolojik rahatsızlığa sebebiyet verecek haberleri konuşuruz.
Spor, toplumun en büyük ilacıdır. Bu ilacı temin edecek olan, Yerel Yöneticilerimizin yanında, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve spor adamlarıdır. Tedaviyi uygulayacak olan ise Türkiye’nin spor alanında en büyük sivil toplum kuruluşu olan, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu ( TASKK) ve ona bağlı olarak 81 İlde faaliyet gösteren Amatör Spor Kulüpleri Federasyonlar’dır (ASKF).
Böyle bir işbirliği neticesinde en amansız hastalıkların bile üstesinden gelebiliriz. Yönetsel anlamda “İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın” düsturunu benimsemiş bir medeniyete sahip olduğumuz gerçeği karşısında, insanımızı, özellikle gençliğimizi yaşatmak için kullanılacak en büyük aracın kültür sanat ve spor olduğu gerçeğini unutmamak gerek.
Oldukça genç nüfusa sahip olan ülkemizin sahip olduğu bu kıymetli kaynağı en iyi şekilde kullanması için sorgusuz sualsiz tek çatı altında toplanabildiği yer spor tesisleridir.
Gerçekten tarifi zor fedakarlıklar yaparak bir çocuğu futbol, basketbol, voleybol vs. herhangi bir spor dalı ile tanıştırma gayretiyle gece gündüz çalışan, bu durumu da maddi anlamda hiçbir beklentisi olmadan, karşılıksız yapan amatör spor kulüplerimizin değerli yöneticileri mutlak suretle Yerel Yönetimlerimiz tarafından ayni ve nakdi anlamda desteklenmelidir. Unutmayalım ki, destek kolonlarınız olmazsa binanız yıkılmaya mecburdur.
Yerel Yönetimlerimiz merkez tarafından güçlendirilerek Türk Sporunun yeniden inşa edilmesi sürecinde önemli bir konuma sahip olmalıdır.

