FAİR -PLAY RUHU

Spor’da hasret kaldığımız Fair- Play ruhunu isimleri, cisimleri ne olursa olsun bizlere derinden yaşatan tüm sporcularımıza, antrenörlerimize, yöneticilerimize ,  başkanlarımıza ve hepsinin ailelerine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Geçmiş döneme göre azalsa da polis kalkanı olmadan kornerlerin dahi kullanılamadığı ülke futbolunda bizlere futbolun sevgi, barış ve kardeşlik olduğunu hatırlatan insanların varlığı bizleri gelecek adına umutlandırıyor.

Bu tarz sportmen duruş sergileyen kahramanlar sayesinde gün gelecek polise ihtiyaç duyulmadan her kategoride her ligde maçlar oynanabilecek, tribünler zemine yakın olacak, tel örgüler kalkacak ve taraftara sahada mücadele ediyor hissi yaşatılacak. Bu hususta Avrupa’da ki Fair – Play standartlarını Başkent Ankara ölçeğinde yakalayabileceğimizi düşünüyorum. Eğer bunu başarabilirsek, Fair Play ‘de pilot il kavramından yola çıkarak tüm Türkiye’ye spor alanında yayılan dostluk rüzgarlarını gönderebiliriz. Sadece kendi değerlerimize sahip çıkalım, birlik ve beraberliğimizi sağlayalım. Polis kalkanlarını indirip, sevgi kalkanlarımızı açalım… Başkent Ankara’da amatör müsabakalarda Fair- Play ruhuna yakışan bir çok olayla karşılaştım. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. U-19 müsabakasında oyuncu çıktığı müsabakada topu eliyle kontrol ederek golünü atıyor, müsabaka hakeminin pozisyonu görmemesi sebebiyle golü veriyor. Bu gol ile birlikte futbolcular arkadaşını kutlamak için ona doğru koşuyor. Fakat tüm arkadaşları kendisini kutlamak için gelirken o hakemin yanına gidiyor ve “Hocam, topu elimle kontrol ettim. Bu gol iptal edilmeli” diyor. Akabinde ise müsabaka hakemi golü iptal ediyor.

Diğer bir olay U-14 Ligi’nde gerçekleşiyor. Rakiplerini bir bir çalımlarken ceza sahasına girmeye hazırlana oyunu kendisine yapılan faul sonucu yerde kalır. Pozisyona uzak olan hakem arkadaşımız da pozisyonu penaltı olarak değerlendirir. Ancak oyuncu daha 14 yaşındayken futbolun; kazanmaktan, gol atmaktan daha değerli bir oyun olduğunu kavramıştır. Hakemin yanına giderek “ Hocam faul ceza sahasının dışında yapıldı” diyerek, hakemin verdiği penaltı kararının geri alınmasını sağlamıştır. Bir başka hadise U-19 müsabakasında bir kulübün sahte oyuncu oynatması ve bu oyuncunun farkına varılarak ilgili kulüp başkanına bu konu aktarıldıktan sonra, kulüp başkanı; antrenörün işine son verip takımını ligden çekmesi. Sanırım bir çok kulüp başkanına örnek olabilecek davranış şeklidir…

Sizlerle iki yaşanmış tüm başkan, yönetici , antrenör ve sporculara örnek olacak olayı paylaştım. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Hepimiz bu iki örnek olaydan önemli dersler çıkarmalıyız. Sporun gelişmesi için önce ahlak daha sonra yetenek olarak değerlendirirsek, işte o zaman Türk gençliğine ve sporuna önemli katkılar sunmuş oluruz. Kazanmak için her yolu denemek, çocuklarımıza ve gençlerimize bu yöntemi aşılarsak, kaybetme yolunu seçmiş oluruz. Çocukların gözünde sizler rol model insanlarsınız. Yapacak olduğunuz her hareketiniz çocuklar ve gençler tarafından takip edildiğini unutmayın. Bu bilinçle hareket edip ona göre gençler ve çocuklara yön vermek Ülke insanına yapılabilecek en büyük iyiliktir.

İlk yorum senden gelsin!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir