Geçtiğimiz yıl 11 bin küsür faal antrenörden yaklaşık olarak 7 bininin takım çalıştırdığı, 4 bin küsür antrenörün 2015-2016 sezonu boyunca evlerinde vakit geçirdiği bir durum ile karşı karşıyayız. Peki ortaya çıkan bu tabloyu nasıl bir yaklaşım ile ele alıp en yapıcı çözüme ulaşırız? Bu noktada Türkiye Futbol Antrenörler Derneği’nin ( TÜFAD) devreye girerek en doğru çözüm adımını atması noktasında gerekli çalışmaları yapması gerekmektedir. Tabi ki, TFF’nin de bu konuya kayıtsız kalmaması gerekir. Sezonu dinlenerek geçiren 4 bin antrenörün arasında belki de yeni Fatih Terim’ler, eyni Mustafa Denizli’ler, Şenol Güneş’ler var. Özellikle Türk Futbolu’nda antrenör anlamında hep aynı aktörlerin değişik takımlar çalıştırdığını ele alırsak, bu 4 bin rakamının Türk Futbolu adına ne kadar değerli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu noktada şikayet etmek yerine kulüplerle ve spor camiasını oluşturan sivil toplum örgütleriyle bir araya gelinmesi gerekmektedir. TFF’nin ve TÜFAD’ın bir araya gelerek sadece 4 bin boşta kalan antrenörlerin sorunlarını değil, çalışanların da sorunlarını masaya yatırarak, çözüm adımlarının atılması için ortak çalışma yapılması gerekmektedir. TFF, kendini yenileme ve geliştirmek adına Riva’da yapımına katkı sunduğu Spor Lisesi gibi antrenör bağlamında da bir lise açılabilir. Temelden antrenör yetiştirmeyi ve uluslararası teknik anlayışların öğrencilere aktarılacağı bir lise belki de bu anlamda gelecekte antrenör ithal eden değil, antrenör ihraç eden bir ülke olmamızın kapılarını açabilir. TÜFAD böyle bir kapının açılması için fırsatları değerlendirmelidir. Bugün üniversitelerin ilgili fakültelerinde antrenörlük eğitimi verilmektedir. Ancak bu tarz bir eğitimin lise seviyesinden yani temelden verilmesi belki de bugün konuştuğumuz bir çok sıkıntının aşılmasına katkı sunacaktır. 15-16 yaşlarında antrenörlük bilincini almaya başlayan gençlerimize lisedeki staj dönemlerinde amatör spor kulüplerimizde staj yapmaları sağlanarak, hem profesyonelliği öğrenmelerine hem de okul öğretilerini genç yaşta sahada uygulamalarına olanak sağlanır. Bu bağlamda TFF-TÜFAD ve spor kulüplerimizin ortak bir girişim başlatması gerekmektedir. Bu gereklilik tüm amatör spor camiasını da tek yürekte toplayacaktır. Bu projeler hayata geçtiğinde hiçbir antrenörün boşta kalacağını düşünmüyorum.
Erken yaşta mesleki eğitimini alan genç antrenör adayları da yapılacak iş birlikleriyle sahaya sürülüp muhakkak istihdam edilmelidir. Amatör spor kulüplerinden karşılayamayacakları ücretler talep edilerek bu sorunun aşılamayacağı gün gibi ortadadır. Onun için şikayet etmeyi bir kenara bırakıp, proje üretmeliyiz. İcraat olmadan yüksek sesle dile getirilen söylemler belli bir yere kadar bizi taşır. Hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak hepimiz batarız. Haydi bu geminin dümenini hep birlikte sporun zirvesine doğru çevirelim.

